<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rdf:RDF xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#">
<channel rdf:about="http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/7213">
<title>JADA 2026, Vol 4, No 1</title>
<link>http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/7213</link>
<description>JADA 2026, Vol 4, No 1 koleksiyonunu içerir.</description>
<items>
<rdf:Seq>
<rdf:li rdf:resource="http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/7222"/>
<rdf:li rdf:resource="http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/7216"/>
<rdf:li rdf:resource="http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/7215"/>
<rdf:li rdf:resource="http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/7214"/>
</rdf:Seq>
</items>
<dc:date>2026-04-14T21:38:41Z</dc:date>
</channel>
<item rdf:about="http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/7222">
<title>Kokudan renge marka kimliğinin mekânsal temsili Atelier Rebul Londra mağazası örneği</title>
<link>http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/7222</link>
<description>Kokudan renge marka kimliğinin mekânsal temsili Atelier Rebul Londra mağazası örneği
Karagöz, Yasin
Perakende mekânlarında renk kullanımı estetik tercihler olmanın ötesinde, markanın kökeni, kültürü, hedef kitlesi ve ürün kimliğiyle ilişkili stratejik seçimler olarak değerlendirilmektedir. Renk tercihi, tasarım kararlarından biri olsa da markanın kullanıcıya sunduğu deneyimi güçlendiren ve markanın kimliğini mekânsal düzlemde görünür kılan bir iletişim aracı niteliği taşımaktadır. İç mekânda renk seçimi için sınırsız çeşitlilikte renk alternatifine sahip olunması nedeniyle projenin renk kararlarını marka ya da ürün ile ilişkilendirmek renk seçeneklerindeki sınırsız ihtimali azaltan, şekillendiren ve yönlendiren önemli bir referans olmaktadır. Atelier Rebul, 1895 yılında Kemal Müderrisoğlu ve Jean Cesar Reboul tarafından İstanbul’da bir eczane olarak kurulmuştur. Marka, 125 yılı aşan geçmişi boyunca geliştirdiği koku ve botanik uzmanlığını günümüzde parfüm ve kişisel bakım ürünleri üreten uluslararası bir perakende markasına dönüştürmüştür. Bu doğrultuda çalışmada, bir parfüm markasının koku deneyimini renk üzerinden nasıl mekânsal bir dile dönüştürdüğünün incelenmesi ve rengin konsept tasarım sürecindeki belirleyici rolünün ortaya konulması amaçlanmaktadır. Çalışmada, Atelier Rebul markasının Londra mağazası örneklem olarak ele alınarak, markanın konsept tasarım sürecinde renk kararlarının nasıl şekillendiği incelenmektedir. Konsept tasarımında; kahverengi renk paleti ile markanın tarihi, eczacı ve botanik kimliği, yeşil ve bej renk paleti ile de mağazanın bulunduğu bölge çevresel uyum bağlamında vurgulanmıştır. Çalışma kapsamında, renk tercihi, marka kimliği, marka ihtiyaçları ve hedefleri ortaya konmaktadır. Tasarım sürecinde önemli bir yönlendirici unsur olan renk, bu araştırmada bağımsız bir tema olarak ele alınmaktadır. Araştırmada, Atelier Rebul projesinin tasarım sürecine doğrudan katkı sunan bir tasarımcının deneyimi ile katkı sunulmaktadır. Bu çerçevede çalışmada, nitel araştırma yöntemleri kullanılmış; fiziksel ve dijital ortamda yayımlanmış dokümanlar taranmış, elde edilen veriler proje sürecine ait üç boyutlu çizimler, uygulama çizimleri ve konsept eskizleri ile karşılaştırmalı biçimde analiz edilmiştir. Bu çerçevede, mekân temsilinde renk kullanımının markanın köklü mirasına vurgu yapması açısından önemli olduğu tespit edilmiştir.; In retail spaces, the use of color is evaluated not merely as an aesthetic preference but as a strategic decision closely related to a brand’s origins, culture, target audience, and product identity. Although color choice constitutes one of the design decisions, it functions as a communication tool that enhances the user experience and makes the brand identity visible within the spatial context. Given the limitless range of color alternatives available in interior design, associating color decisions with the brand or the product serves as a crucial reference that reduces, shapes, and directs this boundless spectrum of possibilities. This study explores how a perfume brand uses color to turn its olfactory experience into a spatial design. It also aims to show how crucial color is in defining the overall brand concept during the design process. Atelier Rebul was founded in 1895 in Istanbul as a pharmacy by Kemal Müderrisoğlu and Jean Cesar Reboul. Throughout its more than 125-year history, the brand has transformed its accumulated expertise in fragrance and botany into an international retail identity producing perfumes and personal care products. The London store of the Atelier Rebul brand is analyzed as a primary case study, and the manner in which color decisions are shaped during the brand’s concept design process is analyzed. In the concept design, a brown color palette is used to emphasize the brand’s historical background and its pharmaceutical and botanical identity, while green and beige palettes are employed to establish environmental harmony with the store’s surrounding context. The study addresses color preference in relation to brand identity, brand needs, and brand objectives. As a significant guiding element in the design process, color is examined as an independent theme in this research. The study is informed by the professional experience of a designer who directly contributed to the design process of the Atelier Rebul project. Accordingly, qualitative research methods are employed; documents published in both physical and digital media are reviewed, and the obtained data are comparatively analyzed alongside three-dimensional drawings, construction drawings, and concept sketches produced during the design process. The findings show that color plays a key role in reflecting the brand’s history through its spatial design.
</description>
<dc:date>2026-03-26T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/7216">
<title>Rezidans tasarımında yalnızlık ve sosyal izolasyonun mekânsal boyutu</title>
<link>http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/7216</link>
<description>Rezidans tasarımında yalnızlık ve sosyal izolasyonun mekânsal boyutu
Erdem Okumuş, Bihter
Son yıllarda büyük kentlerde yaygınlaşan rezidans projeleri, güvenlik, konfor ve prestij odaklı yaşam biçimleri sunmalarıyla öne çıkmaktadır. Ancak bu konut tipolojisinin sosyal etkileşim, aidiyet ve topluluk ilişkileri üzerindeki etkileri giderek daha fazla tartışılmaktadır. Bu çalışma, çağdaş rezidans tipolojisinin yalnızlık ve sosyal izolasyonla ilişkisini, mekânsal organizasyon ve tasarım stratejileri üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın temel problemi, bireysel yaşamı koruma iddiası taşıyan rezidans mekânsal kurgularının, toplumsal karşılaşmaları hangi mekânsal mekanizmalar aracılığıyla sınırlandırdığıdır. Çalışma, nitel ve yorumlayıcı bir yöntem benimseyerek İstanbul’da yer alan Zorlu Center Residences, Varyap Meridian, Metropol İstanbul ve Spine Tower projelerini örnek olay olarak ele almaktadır. Plan şemaları, dolaşım sistemleri, kamusal–yarı kamusal–özel alan hiyerarşileri ile erişim ve güvenlik kurguları analiz edilmiş; bulgular Lefebvre, Augé ve Sennett’in kuramsal yaklaşımları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları, yüksek katlı yapılaşma, kontrollü erişim sistemleri ve programlanmış ortak alanların sosyal etkileşimi desteklemekten ziyade sınırlayan bir mekânsal düzen ürettiğini göstermektedir. Bu bağlamda çalışma, rezidans tipolojisini sosyal sürdürülebilirlik açısından ele alarak, konut tasarımında mekânsal organizasyonun toplumsal ilişkiler üzerindeki belirleyici rolüne dikkat çekmektedir.; In recent years, residence projects have become increasingly widespread in large metropolitan areas, offering lifestyles centered on security, comfort, and prestige. However, the social implications of this housing typology—particularly in relation to social interaction, sense of belonging, and community formation—have become an important subject of debate. This study aims to examine the relationship between contemporary residence typology and loneliness and social isolation through spatial organization and architectural design strategies. The main problem of the research lies in identifying the spatial mechanisms through which residence layouts, while claiming to protect individual privacy, tend to limit everyday social encounters. Adopting a qualitative and interpretive approach, the study examines four residence projects located in Istanbul—Zorlu Center Residences, Varyap Meridian, Metropol Istanbul, and Spine Tower—as case studies. Plan layouts, circulation systems, hierarchies of public, semi-public, and private spaces, as well as access and security configurations, are analyzed, and the findings are interpreted within a theoretical framework informed by Lefebvre, Augé, and Sennett. The findings indicate that high-rise development patterns, controlled access systems, and programmatically defined shared spaces tend to restrict rather than foster social interaction. In this respect, the study approaches residence typology from the perspective of social sustainability and highlights the decisive role of spatial organization in shaping social relations.
</description>
<dc:date>2026-03-26T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/7215">
<title>Mardin ve Midyat taş ustalarının yığma yapılardaki rolü: mimarlık ve ustalık bağlamında bir inceleme</title>
<link>http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/7215</link>
<description>Mardin ve Midyat taş ustalarının yığma yapılardaki rolü: mimarlık ve ustalık bağlamında bir inceleme
Çetin, Abdullah; Tiğrek, Şahnaz
Bu çalışma, Mardin ve Midyat yöresinde yüzyıllar boyunca gelişen taş işçiliği geleneğini mimarlık ve ustalık bağlamında ele almaktadır. Bölgedeki ustaların taş malzemeyi işleme, kemer, tonoz ve kubbe inşa etme teknikleri, yalnızca mimari üretim biçimleri değil, aynı zamanda kültürel aktarım süreçleri olarak değerlendirilmiştir. Tarihsel süreçte taş ustaları bir yapının tasarımını belirleyen, geometrisini çizen ve yapısal bütünlüğünü sağlayan kişiler olarak hem “mimar” hem de “usta” kimliğini taşımışlardır. Bu çok yönlü kimlik, onları yapı üretiminde yalnızca teknik uygulayıcılar değil, aynı zamanda estetik ve mühendislik bilgisini sentezleyen yaratıcı öznelere dönüştürmüştür. Bu makale, Mardin-Midyat taş ustalığını; yerel taş türleri (Katori-Ankef), yığma yapı elemanları (kemer-tonoz-kubbe) ve modern CNC uygulamaları ekseninde, nitel veriyle bütüncül olarak incelemeyi amaçlar. Mardin ve Midyat ustaları, bölgenin coğrafi koşullarına ve taş rezervlerinin özelliklerine uygun malzemeleri seçerek, dayanıklı ve estetik açıdan güçlü yapılar ortaya koymuşlardır. Özellikle Midyat’ın Katori taşı ile Batman’ın Ankef taşı arasındaki farklılıkların bilinmesi ve bu taşların kullanım alanlarının doğru belirlenmesi, taş ustalığının sezgisel mühendislik bilgisini de kapsadığını göstermektedir. Kemerlerde kilit taşı uygulaması, tonozlarda merkezleme tekniği ve kubbelerde dilimli formlar, ustaların geometriye, dengeye ve oranlara dayalı yapısal bir anlayış geliştirdiklerini ortaya koymaktadır. Günümüzde CNC ve taş kesme makineleri gibi modern teknolojiler taş işçiliğinde yer alsa da geleneksel el işçiliği halen özgünlüğünü korumakta ve ustaların üretim sürecinde belirleyici rol oynamaktadır. Sonuç olarak, Mardin ve Midyat taş ustaları yalnızca yapıları ayakta tutan zanaatkârlar değil, aynı zamanda mimari kimliği biçimlendiren, kültürel mirası yaşatan ve yerel estetik değerleri günümüz mimarlığına taşıyan sanatçılar olarak görülmelidir. Bölgede günümüze ulaşan camiler, kiliseler, medreseler ve konutlar bu ustalık mirasının hem estetik hem de kültürel açıdan kalıcılığını kanıtlayan somut örneklerdir.; This study examines the centuries-old stonemasonry tradition that has developed in the Mardin and Midyat region within the context of architecture and craftsmanship. The techniques employed by local masters in shaping stone materials and constructing arches, vaults, and domes are evaluated not only as architectural practices but also as processes of cultural transmission. Historically, stonemasons in this region have carried both the “architect” and “craftsman” identities, being responsible for the design, geometry, and structural stability of the buildings they constructed. This dual role transformed them from mere technical executors into creative individuals who combined aesthetic perception with structural and engineering knowledge. This article aims to examine stone craftsmanship in Mardin-Midyat through a holistic qualitative lens, focusing on local stone types (Katori-Ankef), masonry elements (arch-vault-dome), and contemporary CNC applications. The stonemasons of Mardin and Midyat have traditionally selected materials suited to the region’s geological and climatic conditions, producing durable and aesthetically refined structures. The differentiation between Midyat’s Katori stone and Batman’s Ankef stone, and their selective use according to structural requirements, demonstrates an intuitive form of engineering knowledge within the craft. Structural techniques such as the use of keystones in arches, centering systems in vaults, and segmented or ribbed domes reveal a sophisticated understanding of geometry, balance, and proportion that has been passed down through generations. Although modern technologies such as CNC machines and stone-cutting equipment have been integrated into the production process, handcrafted workmanship continues to preserve its originality and remains indispensable for intricate details. Consequently, the stonemasons of Mardin and Midyat should be regarded not merely as artisans maintaining structures but as cultural transmitters and creative agents shaping architectural identity. The surviving mosques, churches, madrasas, and houses in the region stand as tangible evidence of this craftsmanship tradition, attesting to its enduring aesthetic and cultural significance.
</description>
<dc:date>2026-03-26T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/7214">
<title>Şile'nin geleneksel konut dokusu üzerinde ArcGIS tabanlı analitik inceleme: Akçakese ve Balibey örnekleri</title>
<link>http://belgelik.isikun.edu.tr/xmlui/handleiubelgelik/7214</link>
<description>Şile'nin geleneksel konut dokusu üzerinde ArcGIS tabanlı analitik inceleme: Akçakese ve Balibey örnekleri
Türker, Cansu
Şile, İstanbul'un önemli ilçelerinden biri olup, zengin geleneksel konut mirasına ev sahipliği yapmaktadır. 2004 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırlarına dahil edilmesinin ardından, geleneksel dokuda değişim, turizm işletmeleri ve yeni yapılaşma süreçleri hız kazanmıştır. Bu çalışma, Şile’nin Balibey ve Akçakese mahallelerinde yer alan geleneksel konut dokusunun 1954-2025 yılları arasındaki dönüşümünü karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Çalışmanın amacı, kırsal karakterini büyük ölçüde koruyan Akçakese Mahallesi ile kentsel yapılaşma baskısı altındaki Balibey Mahallesi arasındaki mekânsal ve dokusal değişimindeki farklılıkları ortaya koymak, geleneksel konut mirasının korunması süreçlerinde, bir coğrafi bilgi sistemi (CBS) yazılımı olan ArcGIS tabanlı belgeleme ve inceleme yöntemlerini değerlendirmektir. Yöntem olarak, farklı yıllara ait hava fotoğrafları, mevcut durum planları ve yerinde fotoğraflamalı gözlemler kullanılmış; elde edilen veriler ArcGIS tabanlı mekânsal analizlerle değerlendirilmiştir. Şile’nin geleneksel konutlarına ilişkin mevcut araştırmalar incelenmiş, yapıların tipolojisi, fiziksel durumu ve kullanımı üzerindeki değişimler yerinde gözlenmiştir. Bulgular, Balibey’de betonarme yapı oranının artmasıyla özgünlük kaybının hızlandığını, Akçakese’de ise kısmi müdahalelere rağmen kırsal kimliğin ve geleneksel mimari mirasın daha okunabilir olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, geleneksel konut dokularındaki değişimin izlenmesi, konut yapısı ve geleneksel doku durumlarının karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesinde ArcGIS tabanlı analitik bir yöntemin kullanılabilirliğini ortaya koymakta; benzer araştırmalar için yöntemsel bir kılavuz sunmayı amaçlamaktadır.; Şile is one of the significant districts of İstanbul, home to a wealth of traditional housing heritage. Following its incorporation into the Istanbul Metropolitan Municipality in 2004, the transformation of the traditional fabric, tourism businesses, and new construction processes have accelerated. This study comparatively examines the transformation of the traditional housing fabric in the Balibey and Akçakese neighborhoods of Şile between 1954 and 2025. The aim of the study is to reveal the differences in spatial and textural changes between Akçakese District, which largely preserves its rural character, and Balibey District, which is under the pressure of urban construction, and to evaluate the documentation and examination methods based on ArcGIS, a geographic information system (GIS) software, in the processes of preserving traditional housing heritage. Aerial photographs, baseline plans, and on-site photographic observations from different years were used as methods; the obtained data were evaluated using ArcGIS-based spatial analyses. Existing research on the traditional housing of Şile was reviewed, and changes in the typology, physical condition, and usage of the buildings were observed on-site. The findings indicate that the loss of authenticity in Balibey accelerates with the increasing proportion of reinforced concrete buildings, while in Akçakese, despite partial interventions, rural identity and traditional architectural heritage are more legible. This study demonstrates the utility of an ArcGIS-based analytical method for monitoring changes in traditional housing patterns and comparatively assessing the condition of the building structure and traditional fabric and aims to provide methodological guidance for similar research.
</description>
<dc:date>2026-03-26T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</rdf:RDF>
